1958 yılında Pasifik okyanusunda hidrojen bombası denemesi yapan ABD, tesadüf eseri bir bulguyla karşılaştı. Hidrojen bombası geniş bir manyetik alan oluşturup yüzlerce kilometre uzaklıktaki Havai Adaları ve Avustralya'da kimi elektronik cihazların bozulmasına yol açtı. Bulguları değerlendiren bilim adamları 1925 yılında Arthur Compton isimli bir fizikçinin ortaya attığı Compton teorisinin doğru olduğunu, nükleer patlamaların atmosferin geniş bir alanında oksijen ve nitrojen atomlarındaki...

elektronların büyük bölümünü yörüngelerinden çıkartıp, serbest hale getirdiğini saptadılar. Böylece, EMP (Elektromagnetic Pulse) denilen kavram ortaya çıktı. E-bomba'nın mantığını anlatabilmek için verilecek en iyi örnek radyo dalgaları olacaktır. Havada serbest olarak dağılan, duvarlardan, engellerden geçen çok zayıf elektrik dalgaları olan radyo yayınları, elektrik akımının bir ses işaretini barındıracak şekilde şifrelenmesi mantığına dayanıyor. Alıcı radyo cihazı ise metal bir anten vasıtasıyla bu elektrik dalgalarını çekiyor ve antene temas eden akım, çok basit bir açıklamasını yapmak gerekirse, transistörlere, radyonun elektrik akımı içindeki şifreyi çözmesini sağlayan yongalara ulaşıyor. İşte e-bomba mantığı burada ortaya çıkıyor. Eğer havadaki bu elektrik akımının şiddetini yeterince arttırırsanız, radyonun içinde bu akımla temas eden hassas elektronik devreleri yakarak radyoyu kullanılmaz hale getirebiliyorsunuz. E-bombalar da benzer sekilide, bir bölge üzerinde çok yüksek bir elektrik akımı yaratarak elektronik cihazların kullanılmaz duruma gelmesini sağlıyor. EMP silahlarının varlığı daima inkar edildi ama bu silahlarla yapılabilecek bir saldırı, 1960 ile 1990 arasında ABD hükümetlerinin en büyük korkusu oldu. Sovyetler Birliği'nin ABD'nin 50-60 kilometre üzerinde patlatacağı bir nükleer bombanın tüm ABD çapında elektronik sistemleri yok edeceği; böylece hasar gören iletişim, ulaşım, savunma ve lojistik sistemleri yüzünden devre dışı kalan ABD ordusunun bir Sovyet işgalinin önüne geçemeyeceği olasılığı bir hayli ciddiye alındı.
Bugün askeri stratejisiler, varlığı ABD tarafından inkar edilse de, EMP silahlarının, e-bombaların varlığının inkar edilemez olduğunu ve 1994'ten beri envanterde bulunduğunu söylüyorlar. Yaygın olan görüş, ABD ordusunun gizli silah depolarında Cruise füzelerine takılabilen yüksek güçlü mikro dalga bombalarının bulunmasının mümkün olduğu. Zaten, son derece pahalı olduğu düşünülen bu silahların ötesinde, sıradan bir mühendislik eğitimi alan herkesin su boruları ve elektrik telleriyle yapabileceği, birkaç yüz metre ila bir - iki kilometre çapındaki bir alandaki elektronik sistemleri felç edecek kısıtlı güçte e-bombaların planlarının internetteki sitelerde detaylarıyla anlatıldığı bir ortamda, ordu yapımı güçlü e-bombaların varlığından kimse şüphe etmiyor. Saklamak çözüm değil: E-bomba kısıtlı bir alanda da etkili olabiliyor. Yer altında saklanmış cihazlarda kurtulamıyor.
E-bombalara karşı önlem almaksa teorik olarak imkansız değil. Hassas askeri malzemeler, elektrik yüklemesine karşı özel olarak yalıtılmış olarak üretilebiliyor ve e-bombalardan etkilenmiyor. Ancak bugünün orduları, hatta çatışmalarda e-bomba kullandığına inanılan ABD ordusu bile tüketici elektroniğinde kullanılan sıradan bileşenlerle üretilmiş elektronik cihazlarla donanmış olduklarından, e-bomba tehdidi tüm dünya ordularında en korkulan ve en etkili saldırı yöntemlerinden biri kabul ediliyor.

İçeriği derecelendir!
0.5 1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 Puanı: 0.50
0
0
0
s2smodern
İçeriği paylaşmak ister misiniz?