Konya’nın Beyşehir ilçesinde Anadolu’daki ahşap direkli camilerin en büyüğüdür Eşrefoğlu Camii. Çok sayıda ahşap sütun üzerinde yükseliyor; Türkistan şehirlerinde yer alan ağaç direkli camiler gibi. 1296 yılında yapımına başlanmı ve 3 senede tamamlanmış. Tam da Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna denk geliyor caminin bitişi. Eşrefoğlu Süleyman Bey tarafından yaptırılan caminin 6 metre yüksekliğinde, çini mozaik ile kaplı görkemli mihrabı çok ünlü. Ceviz ağacından, oymalı ve çatmalı tutkalsız yapılan minberi...

son derece incelikte ve düzgünlükte yapılmış geometrik şekiller ve bitkisel bezemelerle kaplı. Tavan, renkli kalem işi süslemelerle bezeli. 7 asırlık caminin ağaç bölümlerinin nasıl olup da hala ayakta kaldığı bugün bile bir bilmece.

Eşrefoğlu Camii’nin Türk mimarlık sanatında özel bir yerinin olmasının başlıca nedenleri taş, tuğla, çini ve kalemişi, bezeme gibi birçok süsleme sanatı nın bir arada ve bu kadar yoğunlukta kullanıldığı tek cami olmasından kaynaklanıyor. Eşrefoğlu Camii’nin 7 metre genişliğ inde ve 10 metre yüksekliğinde muhteşem bir Taçkapı’sı var. Selçuklu taçkapı geleneğinin bir devamı niteliğinde olan kapının çiçek bezemeleri dikkat çeker. Caminin ahşap sütunları Anamas dağındaki sedir ormanından kesilmiş, 6 ay gölde bekletildikten sonra fırınlanarak kurutulmuş 42 ahşap direkten oluşuyor. Bu silindirik ve çokgen gövdeli sütunlar taş kaidelere oturuyor. Sütun başlıkları ise mukarnas denilen bir bezeme sanatıyla süslü.
Caminin en önemli özelliklerinden biri de çatının ortasındaki boşluk. Boşluğun altına denk gelen yer ise bir havuz. Yüzyıllar boyu kış aylarında caminin damındaki kar, çatının ortasındaki boşluktan alttaki havuza atılmış. Bu kar, ortama nem sağlayarak yakılan sobalardan ötürü ahşap sütunların çatlayıp kurumasını engellemiş. 1965 yılında bu karlığın üzeri camla kapatılmış ve işlevini yitirmiş.
Sadece Türk mimarisinin değil, İslam dünyasının da önemli eserleri arasında yer alan Eşrefoğlu Camii, çeşitli dönemlerde tamiratlar görmüş, bazı değişikliklere uğramışsa da güzelliğinden hiçbir şey yitirmemiş.
Cami, Türk mimari kültüründe önemli bir yeri olan Orta Asya'daki Semerkant, Buhara, Hive gibi eski Türkistan şehirlerinde bulunan ağaç direkli camilerin ülkemizdeki örneğidir. Güney cephesi 31-80m, batı cephesi 46-55 m uzunlukta dış ölçüleriyle Anadolu'da ağaç direkler üzerine oturan düz ahşap tavanlı camilerin en büyüğü olan cami; ahşap, çini ve kalemişleri uygulamaları ile en zengin ince mimari örneklerini gösterir. Caminin üstü önceleri toprak damla örtülü iken onarımlarla çinko kaplı kırma çatı haline getirilmiştir. Sanki içinde yüzyıllık ağaç direkleri saklamak istercesine cepheler moloz taşlarla örtülmüştür. Uzunlamasına dikdörtgen planlı olan yapı altı sıra halinde mukarnas başlıklı 48 ağaç direk üzerine mihraba dikey uzanan kirişlerle yedi nefli olarak yapılmıştır.
Yüzyıllara meydan okuyan ahşap direkler cami içine girildiğinde dingin bir atmosferin sizlere eşlik etmesine sebep oluyor, gezilen bir sütun ormanın sakinliğiyle... Ahşap tavanlar, yer döşemesinin ahşap seçilmesi güzelliği tamamlayıcı elemanlar.
Ahşap sütunlar doğal kökboya ile renklendirilmiş ve hala orijinal. Bu muhteşem ahşap yapıda çivi, vida benzeri metal bağlantılara gerek duyulmamış. Tamamen geçme /kakma tekniği kullanılmış.
Ahşap sütunlar sedir, başlıklar ise abanoz ağacından olup, 6 ay Beyşehir gölünün içinde yatırılarak, kimyasal kullanılmadan doğal konserve edilmiş, 700 yıldır bir şey olmuyor. Caminin ortasında dörtköşe bir çukur var. Bahar başlarken yakın dağlardan kağnılarla kar ve buz taşıyıp buraya doldururlarmış. İnsanlar yaz sıcaklarında bile serin bir ortamda ibadet edebilirlermiş.

İçeriği derecelendir!
1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 Puanı: 0.00
0
0
0
s2smodern
İçeriği paylaşmak ister misiniz?